1-646-504-2088
help@silencedturkey.org

Zulüm

TÜRKİYE’DE 15 TEMMUZ SONRASI BİLİMSEL GERİLEME RAPORU-1: ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

15 Temmuz sözde darbe girişimi asıl darbeyi eğitim alanına vurmuştur. Eğitimin en önemli saç ayağı üniversiteler kapatılmış, binlerce yetişmiş akademisyen herhangi bir sebep gösterilmeden bir gecede işlerinden atılmış, hatta hapishanelere gönderilmiştir. Bu çalışma, 15 Temmuz sonrası yapılan akademik darbenin, Türkiye’nin köklü devlet üniversitelerinden birisi olan ERCİYES ÜNİVERSİTESİ’ndeki olumsuz etkilerini analiz etmektedir.

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ 1978 yılında Kayseri Üniversitesi adı altında kuruldu. 1982 yılında Erciyes Üniversitesi adını almıştır. Erciyes Üniversitesi bugün toplam 19 fakülte, 1 yüksekokul, 2 meslek yüksekokulu, 7 enstitü, 6 bölüm, 44 araştırma merkezi ve 1350 yataklı gelişmiş bir uygulama hastanesi ile hizmet vermektedir. Gevher Nesibe Hastanesi’ne ek olarak Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi, Organ Nakli ve Diyaliz Hastanesi, Onkoloji Hastanesi, Çocuk Hastanesi ve Kemik İliği Nakil ve Kök Hücre Tedavi Merkezi bölgenin en önemli sağlık kuruluşlarıdır. Yaklaşık 65.000’e yakın öğrenci eğitim almaktadır [1]. Ayrıca 23 Temmuz 2016’da hukuksuzca kapatılan Melikşah Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi’ne devredilmiş ve MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ kampüsüne “Erciyes Üniversitesi 15 Temmuz Yerleşkesi” adı verilmiştir [2].

15 Temmuz sonrası Türkiye’de sadece devlet üniversitelerinden 6.070 akademisyen atılmıştır [3]. Kapatılan 15 vakıf üniversitesindeki 2,808 akademisyen bu sayıya dahil edilmemiştir. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ’ndeki 2398 akademisyenden sözde darbe girişimi sonrası 144 kişi, yani toplam akademisyenlerin %6’sı atılmıştır. Tablo 1’de atılan akademisyenlerin unvanlara göre dağılımları verilmiştir.

Akademisyenlerin bilimsel katkılarının objektif olarak ölçülmesi üniversitelerin ve ülkelerin dünyadaki durumlarını anlamak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Google Akademik [4], araştırmacıların yayınlarını, atıf sayılarını ve indeks değerlerini takip edebilecekleri önemli bir açık kaynaktır. Bu analizde, atılan akademisyenlerin bilimsel katkılarını incelemek için Google Akademik kriter alınmıştır.

AKADEMİSYEN ATILAN SAYISI
Profesör 27
Doçent 31
Yardımcı Doçent 35
Öğretim Görevlisi 10
Araştırma görevlisi 40
Uzman 1
TOPLAM 144

Tablo 1 ERCİYES Üniversitesi’nden atılan akademisyenlerin unvanlara göre dağılımı

Atılan akademisyenlerin ortalama atıf sayısı 891.83 olarak hesaplanmıştır ki bu sayı oldukça yüksektir. Örneğin Profesör SALİH ÖZGÖÇMEN’in 10261; Yardımcı Doçent KAZIM ZİYA GÜMÜŞ’ün 10159 atıf sayısı bulunmaktadır. Ayrıca altı çizilmesi gereken önemli bir husus da atılan 24 akademisyenin 500’den fazla atıf sayısı varken 52 akademisyenin de 100’den fazla atıf sayısı bulunduğudur.

Atıf sayısının yanında atılan akademisyenlerin hindeks değerleri de incelenmiştir. h-indeks yayın sayısı ile atıf etkinliğini bir arada ölçtüğünden dolayı nitelikli bilimsel katkıyı ölçme konusunda daha güvenilirdir. Türkiye’de üniversiteler, Akademik Veri Yönetimi sistemi ile h-indeks sayılarını yayınlamaktadır. Fakat tüm akademisyenleri yayınlamak yerine alanlardaki en yüksek 20 atıf sayısına sahip olan akademisyenleri sıralamaktadırlar [5]. Akademik Veri Yönetimi sisteminin bulunduğu web sitesindeki güncel rakamlara göre ERCİYES ÜNİVERSİTESİ’nin alanlara göre en yüksek h-indeks sayısına sahip 20 akademisyenin ortalama h-indeksi 14 olarak hesaplanmıştır. Atılan akademisyenlerin h-indeks ortalaması 13.10 olarak bulunmuştur ki bu atılan akademisyenlerin ERCİYES ÜNİVERSİTESİ’ne olan katkısını açıkça göstermektedir.

15 Temmuz sözde darbesinden sonra ERCİYES ÜNİVERSİTESİ’ndeki akademisyenlerin sadece % 6’lık kesiminin atılmasına, üstelik MELİKŞAH ÜNİVERSİTESİ’nin tüm imkân ve altyapısına el konulmasına rağmen, bu güzide üniversitenin dünyadaki akademik başarı sıralamasında %17 oranında dramatik bir gerilemeye engel olunamamıştır [10]. Yukarıdaki bilgiler göz önüne alındığında sözde darbe girişimi sonucunda ERCİYES ÜNİVERSİTESİ’nde ve Türkiye’de bilimsel çalışmalara çok ağır bir darbe vurulduğu açıkça görülmektedir.

KAYNAKLAR
1.https://www.erciyes.edu.tr/kategori/ERU -HAKKINDA/Tarihce/2/58
2.https://www.erciyes.edu.tr/Duyuru-Haber/ Kapatilan-Meliksah-UniversitesiYerleskesine-%E2%80%9CErciyes-Universitesi15-/5579
3.http://bianet.org/bianet/ifadeozgurlugu/198990-akademide-ihraclar-6-bin81-e-yukseldi
4.https://scholar.google.com/
5.https://avesis.erciyes.edu.tr/raporlar/ atiflar/h-indeksi-en-yuksek-olanakademisyenler
6.https://www.haberler.com/40-yil-erzurum -da-hizmet-verdi-simdi-kayseri-nin-haberi/
7.http://drkuk.net/dr-kuk-hakkinda/
8.https://twitter.com/docmustafatutak/ status/1276919068621225984/photo/1
9.https://www.kayseriolay.com/artikvatandas-degiller-h21397.htm
10.https://silencedturkey.org/wp-content/ uploads/2020/06/GRAVE-DECLINE-INACADEMIC-ACHIEVEMENT-final.pdf

 

Donate Now

 

Read more

TÜRKİYEDEKİ ZULÜMDEN KURTULAN KADINLAR

Bu Çizgiroman Türkiyedeki zulüm altında uzun bir süreç yaşayıp, ülkesini terketmek zorunda kalan kadınları anlatmaktadır.

15 temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden sonra binlerce kişi işlerini kaybetti ve hizmet hareketine mensup oldukları gerekçesiyle davalara ve yargılanmalara maruz kaldı. Türkiye’de bu korkunç atmosferde yaşama umudu olmayan binlerce insan, özgürce yaşamak için sınırı geçme ve ölümle yüzleşme riskine girerek ülkeyi terk etmeye çalışıyor. Bu zor ve sert yolculukta hayatını kaybeden insanlar var. Başarabilenler, yeni bir hayat kurmak için diğer, nice zorluklarlada baş edebilmek zorundalar.

Gönüllülük esasıyla hareket eden bir sivil toplum kuruluşu olarak, Advocates of Silenced Turkey (AST), uluslararasi insan hakları ve demokratik normlar Türkiye Cumhuriyetinin en büyük prensipleri olana dek, susturulmuş Türkiye’nin haklarını savunmayı bir misyon haline getirmiştir.

Bu çizgiroman APH projelerinde derlenen mağdur hikayelerinden esinlenen lise öğrencisi bir mağdur tarafından tasarlanmıştır.

Çizgiromanın PDF hali

 

Read more

Kaçırılan Hazine

Meriç nehrinin mezarlığa dönüşmüş karanlık sularına bakarken aklımda tek şey vardı. Çok sevdiğim ülkemden çıkmak. Beşik gibi sallanan kayıkta eniştem, kuzenim ve üç çocuklu bir aileyle birlikte nehirde ilerliyorduk. Ailenin en küçük ferdi bir bebekti ve ağlıyordu. “Kesin şunun sesini yakalanacağız.” diye küfretti bize eşlik eden kaçakçı. Adam her durumda küfreden karanlık bir tipti. Karşıya geçemeden yakalanma ihtimali içimi ürpertti. Enişteme fısıldadım. “Enişte eğer yakalanacak olursak suya atlayıp yüzeceğim haberin olsun.” Eniştem, “Su göründüğü gibi değil akıntı var çamur var boğulabilirsin Allah korusun.” dedi endişeyle. O an düşündüm. Kapkaranlık gecenin ortasında Meriç‟in karanlık ve soğuk sularına baktım. Ben zaten ölüydüm.

Hukukun olmadığı yerde, iftiraya ve zulme uğrayan insanın nefes alamadığını, manen öldüğünü yaşayıp görmüştüm. Sahip olduğunuz her şey birilerinin iki dudağı arasına sıkışmışken yaşamak, yaşamak sayılmazdı. Özgürlüğüme gidebilmek için riskleri göze alacaktım. Bebek hepimizi saran tedirginliği sanki hissediyordu daha yüksek sesle ağlamaya başladı. Annesi çocuğunu susturmak için göğsüne bastırdı. Nefeslerimizi tuttuk.

PDF LINK

Donate Now

 

 

 

Read more

Koltuk Değnekleri

Anadoluda bir insan; Hizmet Hareketiyle bağı bulunmamasına rağmen, sırf evladına ulaşamadıkları için zulüm de sınır tanımayanlar tarafından, ameliyat masasından kaldırılıp hukuksuzca mahkum ediliyor.

Zulüm bununla kalmıyor, yüzde… engelli bir insanın hikayesi de abide insanların bulunduğu mekanları nasıl değiştirip dönüştürdüklerinin en canlı örneklerinden biri. Her zorluğa rağmen, zikrin, şükrün, tevekkülün hüküm-ferma olduğu kalplerin, dillerin mahzun olmayacağının göstergesi onun yaşadıkları.

Bu mücadelelerin kaçıncısı yaşanıyor, bilemiyoruz. Böyle bir durumda önemli olan saflardan saf, oturup kalktıkları yeri bir kandil gibi aydınlatan, üzerine düşen vazifeleri yerine getirme adına yorgunluk nedir bilmeden gece gündüz aksiyon halinde olan, üzerine tevdi edilen vazifeyi yerine getirdiği için hayali suçlamalarla, mesnetsiz iddialarla, üzerlerine kapılar üstüne kapılar kapatılıp, kilit üstüne kilit vurularak, zindanlarda ademe mahkum edildiklerinde bile, karakterlerinin gereğini yerine getirerek, vücutlarındaki düzgün çalışan “et parçası”na uygun bir hal ve tavır ortaya koyarak, tevekkülü elden bırakmayan abide insanların yanında mücadelede yer almaktır.

PDF LINK

Donate Now

 

 

 

Read more